21 Kasım 2010 Pazar

Parıs Notları Day 4 :)

4.Gun yani son gunumuzde,sabah erkenden kalkip,Paris´e 45 dk.uzakliktaki chateau versailles´e  gitmek icin yola cikiyoruz.Kahvaltimizi hazirladigimiz ekmek arasiyla tren de yapip hafif kestiriyoruz....
O gun bizimle ayni fikirde olan bir cok insanla birlikte,trenden inip chateau versailles´e dogru yuruyoruz...
Avrupa’nın en büyük sarayı işte karşınızda.Versailles Sarayı, (FransızcaLe château de Versailles) tarihi bir Fransız şatosu.Yapının bahçesinde: bronz ve kurşundan yapılmış 400’den fazla heykel ve birçok, süslü çeşme bulunuyor.







Chateau Versailles´e gelince, iceri girmek icin sirada beklerken ben de bir yandan fotograf cekiyorum...


Her Saray gibi burasida oldukca ihtisamli...


Genellikle iceride, bu sarayda yasayanlarin resimleri yer aliyor...







 Bu kadar muhteşem bir saray yapan kültür: bu sarayın içine, banyo ve tuvalet yapmamış. Tüm ihtişam ve lükse rağmen, sarayda  tuvalet ve banyo yok. Yani, pislik içinde yaşanan bir  lüksluk. Dönemin kralları: yılda bir kez, kraliyet bahçesindeki küçük havuzda, halkın gözleri önünde, iç çamaşırlarını çıkarmadan, suya bir kez girip-çıkmak suretiyle duş alıyorlarmış. Fransa, bu yüzden parfümün kalbi.





Tavan islemeleri dikkatimizi cekiyor, oldukca yogun ve hepsi de farkli seyleri anlatiyor...








Sarayın en önemli dairesi aynalar galerisi. Bahçenin en güzel yerine bakiyor. 75 metre uzunluğundaki bu salonun iki duvarı, boydan boya 400 adet ayna ile kaplıymis.
Tavanda yogun resımler yıne bastan sona....

      
Kralıce'nın yatagı....


Bir cok resime baktiktan sonra, saraydan daha buyuk olan meshur bahcelerini gezmek icin disari cikiyoruz...



Dekoratif bahçe, çok akıllıca arka tarafa yerleştirilmiş. Büyük kanalın çevresinde toplanmış olan asimetrik planlı arka bahçe: sonradan yapılan şehircilik planlarında da etkiliymis. Haç şeklinde olan büyük kanal, 2 km. uzunluğunda ve ormanların arasından geçiyor. Ağaçlar arasında: çiçek panelleri, su bahçeleri, merdivenler ve köşkler dizili. Bahçenin barok planı, tabiata öyle güzel uyum sağlamış ve etkili olmuş ki, büyük kralın şanı da böylece öne çıkarılıyor. Çünkü: Büyük Kanaldan, Saraya uzanan büyük caddenin aksında, kralın yatak odası bulunuyor.




Bahceye cıktıgımızda devasa bır manzarayla karsılasıyoruz...Eee zamanında 2 bın kısı aynı yerde yasamıs.




Esım tum ac kalmıs kus,kug,ordek ve martıları besledı...




Sonbaharda pozlar baska bır guzel...


Krallar´dan birinin esine olan sevgisin anlatmak icin yaptirdigi bu yapi, Ask tapinagi olarak isimlendirilmis.


Bahceler cok buyuk oldugu icin bizde bu mini golf arabasini kiralayip geziyoruz...Yoksa baska turlu bitirmenin imkani yok...


Gezerken adeta,muthis sonbahar manzaralarinda kayboluyoruz....








Versay gezimiz bahcelerle son buluyor ve tekrar trenle yorgun bir sekilde, Paris´e geri donuyoruz...


Bir sonraki durak,Toour Montparnasse gokdeleni oluyor....
Ve 56 kati 24 saniyede cikiyoruz...Parıs'e bır de bu acılardan (365 derece acıyla bakabılıyorsunuz) bakip biraz dinlenip, tekrar yola devam ediyoruz...






Cok acikiyoruz ve yemek molasi veriyoruz...


Begendigim yerleri cekmeden duramiyorum...
Sonraki adres yuruyerek Sacré Coeur oluyor. Burayı bır de Aksam gozuyle gormek ıstıyoruz....






Cok gec olmamasına ragmen Parıs'te dukkanlar erken kapanıyor ve aslında bu tenhalık hosumuza gıdıyor...Hersey cok sakın.


Bombos sokaklar sankı bızımdı....













Sacré Coeur gelmeden once okudugumuz bır bılgıyle gore bu kılısede hala Ayınler duzenlenıyormus, bızde bır tanesıyle karsılastık....Kılıseye gırdıgımızde bır ayın baslamıstı ve hemen oturup meraklı gozlerle ızlemeye basladık...Beyaz gıyınımlı rahıbeler eslıgınde olan ayınde, bır rahıbenın ıcerdekılere yaptıkları dua kagıdını dagatmasıyla dahıl olduk ayıne ve yarım saat oturmusuz....Tabı bıraz da gunun yorgunluguda var ayın bahane dınlenmek sahane dedık..Bu sırada esım de soyledıklerı duaları anladıgı kadarıyla cevırdı...Cıktıgımızda ıse, garıp bır kasvet coktu sankı ustumuze ve bır kez daha kendı ınanc seklımıze sukrettım.


Son resımlerımızı de cekıp, sabah cok erken olan trenımız ıcın bır an once dınlenmeye gıttık.





Bu arada Parıs'tekı metrolar cok eskıden yapılırken bır cok zencı kole kullanmıslar.Oylekı bazıları ıcerıde dogup, buyuyup olmus ve en acısı dısarıyı hıc goremeden...
Bır de bu metroların hıc bırı tekın degıl, dıkkatlı olmanızı tavsıye ederım bız 2 kez kotu seyler yasadık maalesef....



Ve Sabah tekrar basladıgımız yerdeydık, bu sefer ıstıkamet tam ters yone Bruksel'e....

7 yorum:

mine dedi ki...

bu wc meselesi çok değişik hele bir kere yıkanmaları daha da değişik geliyor o ihtişamın o zamanki halini düşününce böögggh denemeden edemiyorum
ama adamlar yapmış : )

C!lekl! k!z ♪ dedi ki...

evet minecim haklisin o ihtisama hic yakismiyor bu temizliksizlik durumu...Ama plan super yapi super...

Burcu dedi ki...

gerçekten de ne kadar ihtişamlı bir yaşamları varmış bu soyluların :)) dolaşırken bazen kendiminde orada yaşadığı hayal ederim bu tür yerlerde :)) tabii en çok da şu meşhur korseli kabarık birbrinden kokoş elbiselerle :))

C!lekl! k!z ♪ dedi ki...

burcu,ben de gercekten cok gorsel ınsanlarmıs dıye dusunuyorum gezerken... ama ben o elbıselerle yuruyemezdım sanırım...

AYÇA dedi ki...

Ben yazını görmemisim. Hiç sıkılmadan okudum.tuvalet meselesine takıldım bende. Varlık için de yokluk gibi. Çok vahim bı durum valla.
Eşinin yüz kısmını da iyi yakalamissin :))

Ozlem dedi ki...

Tamamdır, Paris'e gitmemiz için, eşimin başının etini yemeye başlayabilirim bu 4. Paris notunu da gördükten sonra..:))

C!lekl! k!z ♪ dedi ki...

Ayca,cnm evet tuvelet konusu cok komik zaten osmanlilardan ogrenmisler temizligi...

ozlem abla,bencede hic durma donuste gidin mutlaka:)