7 Ağustos 2011 Pazar

Evli ciftlere Faydali bir yazi....

BİR KADIN, BİR ERKEK: İKİ AYNA


Kadınlarla erkeklerin anlaşamadığı pek çok nokta olmasına rağmen, en temel problem alanı tarafların birbirlerine yükledikleri anlamın var olan gerçeklikle uyuşmamasından beslenir.
Kadını ve erkeği bir elmanın iki yarısı olarak görenler olduğu gibi, kadınla erkeği armutla elma kadar ayrı olarak görenler de olmuştur.

Kadına ve erkeğe nasıl baktığımız, yaşadığımız ilişkilerdeki sıkıntılarımızın nedenini oluşturur çoğu kere. Ve nasıl baktığımızı fark eder ve bakış açımızdaki yanlışları değiştirirsek davranışlarımız değişir. Nazarımız ve davranışlarımız değişirse kalbimiz de değişir.

Muhabbet, nefretin yerini alırken değiştirmeye çalışma ve kendine benzetme çabalarının yerini de olduğu gibi kabul etme ve karşımızdaki varlığı seyretme hali alır.
Bugün ikili ilişkilere, birbirini deli-divane gibi seven çiftlerin kısa bir süre sonra kanlı-bıçaklı olduklarını gördüğümde aklıma eski zamanların helvadan önce put yapan, sonra da karnı acıktığında yaptığı putu oturup yiyen insanları gelir.

Ne farkı vardır bugünün insanının onlardan? Bence yok. Çünkü önce vehimlerle süslenen aslında kendisinde olmayan birçok özelliği yüklediğimiz adam veya kadın, şapka düşüp de kel göründüğünde yaşanan kızgınlığın hedefine dönüşmüyorlar mı?

Önce kalbin en sevgilisi haline getirilen putlaştırılan sevgili, sonrasında kalbin nefret nesnesine dönüştürülüp, bütün aile beraber oturup yenmiyor mu?
Kadın da erkek de aynı insan malzemesinden yapılmış ama birbirinin eşi ve tamamlayıcısı olsun diye farklı özelliklerle donatılmış iki varlık aslında. Biz böyle bir bakış açısıyla bakamayıp, kendi yapamadığımız ama idealleştirdiğimiz davranış modellerini diğerinden beklemeye hatta onu zorlamaya başladığımızda ipler kopuyor. Deliliğe sarıyoruz sonrasında.

Kadına da erkeğe de birbirini anlasınlar diye ortak duygular da verilmiş, birbirlerini tamamlasınlar diye ortak olmayan duygular da verilmiş.
O zaman karşımızdakini anlamak için gösterdiğimiz çabaya odaklandığımız kadar, onu olduğu gibi kabul etmeye de odaklanmak durumundayız. Her zaman anlayamayız zira…
“Neden beni anlamıyor?” diye çığlık çığlığa bağırdığımızdan, kabul etme ve tanıma hakikatini unutmuş durumdayız.

Sükûnet bulmak için yapılan evlilikler de cinnet geçirme mahallerine dönüşüyor bir bir.
Karşı tarafın kalbiyle değil de nefsiyle karşı karşıya gelip rezonans kuruyorsak, kırdığımızın misli kadar kırılıyoruz.
Farklılıkların, alaya almak, kızmak ya da hor görmek için değil, varlığın çeşitliliğini fark etmek için var olduğunu gördüğümüzde büyüyeceğiz.

Sevgiyi şefkatle büyütemediğimizde, eleştirerek küçültüyoruz da küçültüyoruz. Sonra “Sevgi bitti”, “Sen yoluna, ben yoluma” şarkılarını hüzünle karışık söylerken buluyoruz kendimizi.
Sevdiğimiz kadından da adamdan da kendisinde olmayan bir şeyi istiyoruz; vermeyince, veremeyince kızıyoruz, kızıyoruz.

Hiç durup düşünmüyoruz “Neden?” diye. Belki düşünsek, bir an için olsa dursak ve “kendisinde olmayanı istediğimiz için” veremediğini bilsek, çekip gitmeyeceğiz bu kadar hızlı. Belki dua, belki merhamet dönüştürecek iki kişiyi birden.

Bir ayna eğer karşısında bir şey yoksa hiçbir şeyi göstermez! İki aynayı karşılıklı olarak koyarsanız sonsuzu gösterir…
Eğer kadın ve erkek de birbirlerini bir ayna olarak görse ve kırmayı, değiştirmeyi, olmadığı bir şeyi atfetmekle uğraşmayı bırakarak birbirinde gösterilene yönelse, her şey sonsuza gidecek.
Kalplerin bunca sıkışması, aynaların kör noktalarda sadece eksik olanı, karanlık olanı yansıtıyor olmasından yalnızca…

Kalp sonsuz olanı seyretmek istediğinden karşımızdaki adam ve kadını zanlarımızdan bağımsız olarak görmeyi denediğimizde sonsuza yönelmiş olacağız. Sonsuz olacağız beki de...

ALINTI:   NAZLI ÖZBURUN
Evlilik ve Aile Danışmanı - Sosyolog

3 yorum:

Đëjάώυ dedi ki...

işte bu diyorum içtenlikle ...
biz kendimizin yaptığı bir oyuncak gibi kendi kurduğumuz şekilde hareket etmesini bekliyoruz karşı taraftan ...

coco-jelly dedi ki...

tam bana uygun bir yazı olmuş:)

http://coco-jelly.blogspot.com/

S€SS!zZzC€ dedi ki...

Güzel bir paylaşım olmuş.. Yeni evlendiğim için tam da bana uygun bir yazı ;)