Prag yollarinda cektigim bir kare ile basliyoruz, uzun bol resimli bir post'a daha :)
Çek Cumhuriyetinin başkenti Prag, Avusturya’nın doğusunda yer alan Bohemia (Bohemya) diye anılan bölgede yer alan tipik bir Orta Avrupa şehri.
Budapesteden oglen bindigimiz otobus ile 5 saatlik yolculugun ardindan, Prag'a ulastigimizda artik hava karariyordu...
Havanin soguna aldirmadan ''geldik gezicez'' diyip aksamdan basladik soyle bir dolanmaya....
Yeni yil standlari, hediyelik esya satan bir cok kucuk dukkancik meydanda yerini almisti...
Iclerinde oyle gorsel bir solen vardiki ,sanki mangal havasinda bu lezzetli sey tatliydi ve bizde tadina baktik...
Hamuru up uzun hale getirip, bu merdane seklindeki demire sarip, iri toz sekere batirip hoop mangal atesine...
Gezi boyunca kac tane yilbasi agaci ve cesitli stand ve suslemeler gordum sayamadim ama, artik ilginc gelmedigine eminim :)
Kuklacilar sehri Prag'da bir cok kukla dukkani var ve hepside cok basarili calismalar...Izlemesi ise daha da keyifli...
Burada bulunan saat kulesi ve "Astronomik Saat" pek ilginç olmasa da kulenin tepesine çıkıp muhteşem Prag manzarası gorulmeye degerdi...
Saat kulesi ve "Astronomik Saat" gunduz gozuyle biraz daha ortaya cikmis bir halde...
Kis'in ortasinda olmamiza ragmen,gezi boyunca en kalabalik sehirdi Prag...
Evlenen cifimizide tanidiklari disinda, bir cok tanimadik insanlar cekti tipki benim gibi...
Yukardan manzara,bir baska...
Kopru uzerinde meshr bir yer var,hiristiyan inancina gore, burada bulunan meryem ana heykelini parmakla sivazlayip dile tutuyorsunuz...
Koprunun etrafi bir cok gosterisli yapitla dolu...Hangisini cekecegim derken bir sira esim'i kaybettim...
Resimlerini satan bir cok kisi kopru uzerinde...
Prag'da bircok kopru mevcut ama sanirim turistlerin buyuk cogunluguna uyup bizde ''Charles ''Koprusunden gectik. Daha onceden orada bulunan Judith Koprusunun yerine yapilan Charles Koprusu bir oncekine gore sellere daha dayanikli ciktigi icin yaklasik 700 yildir yikilmadan kalmis ayakta. Muhtemelen koprunun saglam oldugunu gorunce yaptiklari 30 a yakin heykeliyle gecmeside gormeside cok zevkli olan bir kopru...
Yine kopru uzeri oldukca neseli muzikler ve kuklaci amca ile...
Bu amcayi eger gittiyseniz yakin zamanda taniyabilirsiniz,cunku yaz'in giden bir arkadasimda bu kuklacinin yzlik kiyafetle bir pozu var hem de ayni noktada...
Yine kopru ustunde ki heykellerden birinde gobekli bir osmanli padisahi resmedilmis...Bir yorumda okumustum bu heykel'in anlamini ama unuttum...
Yolumuz uzun yuruyerek ve birazda yavaslayinca, usudugumuzu hissederek hizli adimlarla devam ediyoruz hedefteki buyuk kiliseye...
Dukkanlarin kepenk stillerine bakar misiniz,ne kadar uretken bir fikir bayildim ben bunlara...
Saint Vitus Katedrali’de kendine yer bulmus bu korunakli bolgede. Belki Avrupa’nin en buyugu degil ama kesinlikle gorulmesi gereken yerlerin basinda geliyor .
Cek askerleri nobet degistirirken ...
Etrafta bir cok ihtisamli gorsel solen tadinda,harika yapitlar vardi...
Museviler'in mahalleside gezi listemizdeydi ve son bir hizla oraya da gittik...
En cok ilgi goren yer ust uste gomulmus bir cok musevi mezarlari...
Binalarin catilari cok hosuma gitti,sanki sato gibi ayri ayri suslemisler bayildim...
Uzun bir gezimaceramiz daha bitti...
Bu pembis ucakla donduk Bruksel'imize...
Siradiki gezilerde sicacik ve gunesli karelerde tekrar bulusmak uzere...


















